SAKARYA – “Daha Yeşil Yarınlar İçin Hassas Tarım: Sürdürülebilir Tarım Savunuculuğu” projesi kapsamında, Sakarya’nın tarımsal geleceğini şekillendirmek ve üreticilerin karşılaştığı yapısal sorunlara çözüm yolları aramak amacıyla kapsamlı bir planlama toplantısı gerçekleştirildi. Proje ekibi, yerel üreticiler ve kooperatif paydaşlarını bir araya getiren toplantıda, kentin tarımsal üretim kapasitesi ile hızla büyüyen sanayileşme baskısı arasındaki hassas denge detaylı bir şekilde masaya yatırıldı.
Toplantıda öne çıkan en büyük risk unsurlarından biri, verimli ova alanlarındaki sanayi, konut ve ulaşım yatırımlarının tarım arazileri üzerinde oluşturduğu baskı oldu. Bu durumun tarım alanlarının küçülmesine, arazi fiyatlarının spekülatif şekilde yükselmesine ve genç çiftçilerin toprağa erişiminin zorlaşmasına neden olduğu ifade edildi. Kentteki sanayi sektörünün daha cazip görülmesi ve kırsal yaşam standartlarının yetersiz kalması gibi sebeplerle kırsal nüfusun hızla yaşlandığı, birçok köyde aktif üretici yaş ortalamasının kritik seviyelere ulaştığı vurgulandı.
Üreticilerin belini büken gübre, mazot, elektrik, sulama ve işçilik gibi girdi maliyetlerindeki fahiş artışlar da toplantının önemli gündem maddeleri arasında yer aldı. Maliyet ile gelir arasındaki makasın açılmasının özellikle küçük aile işletmelerini finansal olarak ciddi bir çıkmaza sürüklediği aktarıldı. Sakarya’nın üretim hacmi bakımından çok güçlü olmasına rağmen pazarlama süreçlerinde aynı başarıyı yakalayamadığı, aracı sayısının fazlalığı ve hasat dönemindeki fiyat dalgalanmaları nedeniyle üreticilerin pazar sinyalleri yerine geleneksel alışkanlıklarla üretim kararı almak zorunda kaldığı belirtildi.
İklim değişikliğinin getirdiği düzensiz yağışlar, ani sıcaklık değişimleri ve kuraklık gibi aşırı hava olaylarının üretim risklerini maksimuma çıkardığına dikkat çekilen görüşmelerde, Sakarya Nehri gibi zengin kaynaklara rağmen geleneksel yöntemler ve altyapı eksikliği nedeniyle sulama verimsizliği yaşandığı dile getirildi. Ayrıca son yıllarda fındık, mısır, ayva ve kivi gibi yüksek ekonomik değere sahip ürünlere büyük zarar veren Kahverengi Kokarca zararlısı ile yeni istilacı türlerin bölge tarımı için çok ciddi bir biyolojik tehdit oluşturduğu hatırlatıldı. Kentte güçlü bir tarımsal hammadde altyapısı bulunmasına karşın işleme, fonksiyonel gıda ve markalı ürün geliştirme gibi katma değerli sanayi yatırımlarının eksikliği ile kooperatiflerin profesyonel yönetim ve ortak pazarlama noktasında yetersiz kalması, üretilen değerin bölgede kalmasını engelleyen diğer faktörler olarak sıralandı.
Toplantı sonunda yapılan genel değerlendirmelerde, Sakarya’nın temel probleminin bir üretim eksikliği değil, köklü bir tarımsal dönüşüm ve planlama ihtiyacı olduğu sonucuna varıldı. Gelecek on yıllık vizyonda tarım topraklarının korunması, gençlerin sisteme kazandırılması, veri temelli hassas tarım uygulamaları ile su verimliliğinin artırılmasının hayati önem taşıdığı ifade edildi. Sakarya tarımını kurtaracak en kritik makro yaklaşımın ise hammadde odaklı üretimden vazgeçilerek, il ölçeğinde uygulanacak olan “Önce Pazar, Sonra Üretim” modeli olduğu, sürdürülebilir bir geleceğin ancak pazar verileriyle yönlendirilen öngörülebilir politikalarla mümkün olabileceği ortaya kondu.
